Çizer: Alison Czinkota

Bağlandığımız nesnelerle (insan) kurduğumuz ilişkilerin taşıdığı duygusal anlamlar var oluşumuzda önemli yer tutar. Ötekinin varlığına dair hissedilenler; destek, paylaşım, şahitlik ve eşlik ediliyor olmak gibi besleyici/doyurucu olan “iyi” öğelerle dolu olabilir. Öte yandan, ilişki; zulmedici, işgal eden, kontrol eden, saldırgan ve haset dolu, kötücül nesnelerle de dolu olabilir.

Bu bağlamda, ilksel nesneyle (anne/bakım veren) kurulan bağ, yetişkin  ilişkileri üzerinde de oldukça belirleyicidir. Doyum ve tatmin duygusunu ‘yeterince’ sağlayabilmiş kişiler, “olumlu/iyi” bir kendilik inşasını gerçekleştirebilecekleri daha elverişli koşullara sahip olacaktır. Elbette, tek belirleyici etken bu olamasa da içe alınan nesnelerin “iyi” oluşu, çifte değerli (yıkıcı/onarıcı, haset/şükran, sevgi/nefret) duygulara tahammül edebilme yetisine de katkı sağlar.

Yıkıcılık ve saldırganlığın ağır bastığı nesne ilişkilerinde ise, yeterince beslenmemiş olmaktan, gereken ilgi ve şefkati alamadığını hissetmekten dolayı, haset dolu hissedilebilir. İlk nesne ile bu yönde kurulan bir ilişkiyi, bebeğin nezdinde “kötü meme” olarak adlandırabiliriz. (Klein,1957) “Kötü meme”, yeterince beslemeyen ve doyurmayandır. Arzu edileni ondan sakınır ve istediği hazza erişmesine engel olur. Bebek, memeye/anneye karşı hissedilen bu yıkıcılık ve saldırgan itkilerle nasıl baş edeceğini bilemez. Bu yüzden, sevilen ötekine (anne) zarar vermemek için ruhsallığında nesneyi “iyi meme” ve “kötü meme” olarak ikiye böler. Henüz ayrıştırma ve sentezleme becerileri gelişmediğinden, çifte değerliliği (ambivalence) ile bölme (split) savunma mekanizması ile baş etmeye çalışır. Bu sayede, sahip olduğu “iyi“ yi de tahrip etmekten kendini alıkoyar. Daha sonraları her şey yolunda giderse, iyi ve kötü olanın aynı kişiye ait olduğunu anlayacaktır. Zamanın da düşlediği yıkıcı/saldırgan fantezilerinden ötürüyse suçluluk duyacaktır. Bu gelişimsel süreç, onu, nihayetinde nesne bütünlüğünü sağladığı (iyi ve kötünün aynı kişi olduğu) ve gerçeklik algısını inşa ettiği bir noktaya taşıyacaktır.

Bunun sağlanamadığı koşullarda, çifte değerli duygularla baş edilmesi güçleşecek ve bir kendilik sürekliliğinden söz etmek zorlaşacaktır. Ötekine duyulan bağımlılık ve yapışma ihtiyacı artacak öte yandan, duyulan bağımlılıktan dolayı; öfke, nefret, hiddet, saldırganlık gibi yıkıcı, nesneyi tahrip edici olan birbirine karşıt ve yoğun duygular bir arada yaşanacaktır.

Bir yandan onun tarafından bakım görmek, ilgilenilmek isterken diğer yandan bu yakınlıktan dolayı işgal edilmiş hissedecektir. Benzer biçimde, yetişkin ilişkilerinde de nerede ve nasıl konumlanacağını kestirmekte güçlük çeker. Ne çok yakın, ne çok uzak. Fazla uzaklık boşluk ve yalnızlık duygularını tetiklerken; fazla yakınlık ötekinin egosu içinde erime ve ele geçirilme tehdidini içinde barındırır. Ötekine ne kadar uyumlanacağını ve ne kadar ayrışacağını bilemez. Bu bilinmezlik içinde şüpheye düşer ve yetkiyi ötekine devreder.

O’na ihtiyacı kalmadığı noktada ise kendi hayatının sorumluluğunu alma gerçekliği ile yüz yüze gelir. Bu aynı zamanda içsel olarak onu kaybedecek olma tehdidini de içerisinde barındırır. Kendini gerçekleştirebileceği her fırsatta kendi kendini ketleyebilir. Ya tutunacak yeni birini bulur ya da daha fazla uyumlanarak pozisyon alır. Bu durum, kendini çaresiz ve ötekine muhtaç hissetmeyi katlayarak arttıran bir döngüye dönüştürür.

Bu noktada, ilk nesne ile kurulan ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesinin artık ilişkiye bu boyutuyla ihtiyacı olunup olunmadığının değerlendirilmesinin ve tüm o zaman ve orada olanların şimdi ki gerçekliği içerisine uyum sağlayıp sağlamadığına bakabiliyor olmasının dönüştürücü bir gücü olduğunu düşünüyorum.

 Yatırımı yalnızca nesneye değil, kendine de yapabilmenin dönüştürücü gücü.

Kendine şunu diyebilir:

 “Bir zamanlar ihtiyacım olanı karşılayamamış olabilirim/olabilirsin. Şimdi, sen olmadan da kendimi besleyebilir ve doyurabilirim. Bunun için sana bağımlı hissetmiyorum. Sen benden ayrı birisin ve benden farklı ihtiyaçların olduğunun farkındayım. Birbirimize ihtiyaç duyabiliriz ama bunlar örtüşmeyebilir de…

İhtiyaçların benimkilerden farklı olduğunda bunları karşılamak kendimle olan bağı zedeleyecek ve beni benden uzaklaştıracaksa, senden ayrışmayı seçiyorum. Sana da bu hakkı veriyorum.”

Klinik Psikolog Batuhan Bilen

Loading

Call Now Button